Cihatçı Örgütler mi, Cihatçı Terörizm mi?

Cihatçı örgütlerin “bitirildiği” ya da çökertildiği söylemi oldukça yanıltıcıdır. Bu söylem cihatçı örgütlerin yapısal dönüşümleri ve örgütsel geçişkenlikleri karşısında anlamsız kalır.

Şöyle ki;

Bir cihatçı örgütün yapısal olarak çökertilmesi ve eleman gücünün etkisiz hale getirilmesi, başka cihatçı örgütler var olduğu müddetçe mümkün değildir. Güvenlik politikaları açısından belki, bir cihatçı örgütün varlığının sona erdirildiğini söylemek makul karşılanabilir. Bu durumu örgüt sosyolojisinin klasik verilerini kullanarak izah etmek de mümkün olabilir. Fakat bu örgütler arasındaki eleman geçişkenliği ve ideolojik devamlılık (ya da aktarım), bunlardan birisinin çökertildiği söylemini bir iddia seviyesine indirir. Ve bu iddia çok kısa bir zaman içerisinde geçerliliğini kaybeder.

Bu bağlamda IŞİD, El Nusra, El Kaide vb. cihatçı örgütlerle mücadele geniş kapsamlı toplumsal perspektifler dikkate alındığında anlamsızdır. Mücadele gayretinin tek tek örgütlere değil, bütünsel olarak cihatçı terörle mücadeleye yöneltilmesi gerekmektedir.

Peki, cihatçı örgütlerin devletler ya da uluslararası güç odakları tarafından stratejik bir silah gibi kullanılması durumunda ne yapılmalıdır? Bu konuyu uzun uzun konuşmalıyız…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.