GEZİ Sürecinde Ankara’da Neler Yaşandı? (1)


Gezi Parkı olayları başladığında ben Ankara İl Jandarma Komutanlığında İstihbarat Şube Müdürü olarak görevliydim. Gösteriler İstanbul’dan bütün yurda yayılma eğilimine girince Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’nde, dönemin valisi Sayın Alaaddin Yüksel başkanlığında bir güvenlik toplantısı icra edildi. Toplantıya İl Jandarma Komutanı J.Kur.Albay Ali Osman Gürcan ile birlikte ben de katıldım. Uzun uzun Ankara’da ne tedbirler alınabileceği konuşuldu. Her türlü güvenlik meselesi enine boyuna düşünüldü, tartışıldı.

Sayın Vali’nin en çok üzerinde durduğu husus insan hakkı ihlali yaşatılmaması ve halkın seyahat özgürlüğünün kısıtlanmaması idi. Şehrin giriş çıkışlarında hiç kimsenin seyahat özgürlüğüne engel olunmaması talimatı verildi. Sadece kuvvetli şüphe durumlarında ölçülü tedbirlerle güvenliğin sağlanması kararlaştırıldı. Göstericilerin ağırlıkla sol görüşlü oldukları ve polise karşı tutumlarının karşılıklı tahriklere neden olabileceği dillendirildi. Bu kapsamda neler yapılabileceği tartışıldı.

Gündeme gelen birçok seçeneğin ardından, Ankara’da gösterilerin merkezi olan Kızılay’da alınacak tedbirler konuşuldu. Başbakanlık binasının etrafındaki güvenlik tedbirlerinin Jandarma birlikleri ile desteklenmesi, askeri üniformanın caydırıcı etkisinden yararlanmak için de Jandarmanın gözle görülür şekilde ön planda bulundurulmasının yararlı olacağı fikri ortaya atıldı. Bu fikir Emniyet görevlilerinindi. Sayın Valinin de aklına yatınca İl J. Komutanına ne düşündüğü soruldu. Komutan, Jandarma olarak istenen tedbiri alabileceğimizi, fakat bu konuda Sayın Jandarma Genel Komutanının emrinin alınması gerektiğini söyledi.

Toplantının ardından Jandarma Genel Komutanlığı karargâhına geçtik. Dönemin J.Gn.K. Bekir Kalyoncu’ya durum anlatıldı. O da bir kısım çekincelere sahip olmakla birlikte olumlu karşıladı. İldeki Jandarma komando bölüğü ve JÖAK bünyesindeki birliklerin bir kısmı görevlendirildi. Kızılay’da görevlendirilecek timler hazırlandı. Hafızam beni yanıltmıyorsa 01 Haziran’da ilk görev icra edildi. Gösterilerin yoğun olduğu ilk günlerde ben de İl J.K. ile birlikte Kızılay’da Güven Park civarında Emniyet yetkilileri ile birlikte bulundum ve gelişmeleri takip ettim. Başbakanlık binasının Atatürk Bulvarına bakan tarafında Jandarma birlikleri tertiplendiler. Gerçekten de Jandarma birliğinin bulunduğu noktadan geçen göstericiler, sloganlarına ara verip asker sevgisinin bir tezahürü olarak sevgi gösterilerinde bulunuyor, Jandarmalara alkış tutuyordu. Hatta bir keresinde bir gösterici elinde Türk bayrağı ile gösteri grubundan ayrılıp güvenlik kuvvetlerinin bulunduğu yere doğru yönelince bir polis tarafından engel olunmaya çalışıldı. Birlikte olduğumuz Jandarma arkadaşlarla hemen polisi durdurduk. Gösterici yanımıza yaklaştı, elindeki Türk bayrağı ile önümüzde duran zırhlı aracın üzerine çıktı. Türk bayrağını aracın üzerine takmak istedi. Başaramayınca bir jandarma aracın üzerine çıkıp ona yardım etti. Bayrağı taktıktan sonra Jandarmalar ve göstericiler hep birlikte alkışladık. Orada, Jandarmanın halk nezdindeki bu olumlu karşılığını görmek beni ziyadesiyle memnun etmişti.

Olayların seyri, siyasal otoritenin Gezi eylemleri sürecini başarılı bir şekilde yönetemediğini açıkça gösteriyordu. Sahada alınan taktik tedbirler anca o günü kurtarabiliyordu. Siyasi mahfillerde ve medyada herkesin dilinde Gezi Parkı olayları vardı. Kimi sağduyulu yaklaşımların yanında provokatif ya da rencide edici söylemler de yok değildi. Bunlardan birisi de Abdülkadir Selvi’nin 2 Haziran 2013 tarihinde Yeni Şafak gazetesindeki yazısıydı. Selvi “İstanbul Yanlışı” başlıklı yazısında aynen şöyle diyordu:

“Başbakanlık binasını korumak için askerlerden destek istendi haberi üzerine soluğu Başbakanlık”ta aldım.

Kuğulupark”ta toplanan kalabalık, sloganlarla, polis araçlarına taş atarak Atatürk Bulvarı”dan Sıhhıye”ye doğru akıyordu. Başbakanlığın önünde tedbir alınmıştı. Ama asker yoktu. Başbakanlığın etrafını dolaştım, Başbakanlığın arkası ile Genelkurmay arasında bir köşeye çekilmiş 15 kişilik Jandarma birliğini gördüm.

Jandarma neden davet edildi anlamadım ama benim bu işten midem bulandı.

Bu arada Kızılay”dan Meclis kavşağına kadar olan alanda polisin gazını da yedik, suyla ıslandık, eylemcilerin taşlarından kendimizi zor kurtardık.”

Selvi, içindeki asker nefretini frenleyebildiği kadar frenlemiş ve en yumuşak haliyle bunları yazabilmişti. Selvi’nin bu tutumuna “hariçten gazel okumak” da denebilir. Bir kere, oradaki asker sayısı 15 değildi yaklaşık bir tabur Jandarma Komando askeri görevinin başındaydı. Bir kısmı ön safta bir kısmı da ihtiyat olarak arka bölgede hazır vaziyette bekliyordu. Selvi’nin bu işten neden midesinin bulandığını ise anlamak mümkün değil. Alınan tedbirlerden mi rahatsız oldu, Jandarma görmekten mi? Yoksa bilinçaltındaki asker nefreti mi depreşmişti? Bu saygısız ifadesinden dolayı başta orada görevli olanlar olmak üzere, bütün Jandarma teşkilatına bir özür borcu var. Buradan hatırlatmış olalım.

Unutmadan, Selvi’nin yazısını sabah saatlerinde basın özetleri arasında okuyan Bekir Kalyoncu Paşa da sinir krizleri geçirmiş ve bu gayri ahlaki ifadelerin sahibine öfkelenmişti. Gelişmeleri kendisine arz eden İl J.Komutanımıza, “Siz iş yapmak için çırpınıyorsunuz, ama bu adamlar neler yazıyor görüyor musunuz? Baksana adamın midesi bulanmış…” mealinde sözlerle karşılık vermişti.

(Devam edeceğim)

 

2 Comments

  1. Ozer Girgin dedi ki:

    Medeni devletler kurulurken pek cok yasanmis tecrubeye istinaden gucler ayriligi vs. kavramlar literature ve uygulamaya sokulmus. Anladigim kadariyla devlet sistematigini AKP yerle bir etmis.. Kabile devleti donemini aratir seviyeye dusurmus…

  2. Ozer Girgin dedi ki:

    Emniyet zaten siyasallasmisti. Resmi anlamda Jandarma da Icisleri Bakanligina baglanarak siyasallasma surecini tamamlamis oldu. Ustteki yorumumu yarginin, askerin ve tum erklerin komple siyasallasmasinin ulkeye ne buyuk kotuluk oldugunu vurgulamak icin yazdim.
    Kisacasi kurumlarin itibari iki paralik olmus…
    Eminim, kurumlari temsil edenler de ne tur acmazlarin oldugunu anlamaktadirlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.