Okuduklarım (1)

Geçip gidenler, bir ikindi gölgesi serdi önümüze. Güneş, ardımıza kıvrılayazmakta. Kaç nefesimiz kaldı ciğerlerden boşalacak? Günleri gecelere, ayları mevsimlere, öfkeleri elemlere, hüzünleri sevinçlere, sabrın kuluçkası susuşları haykırışlara, türlü gizemli duyguları sürpriz kaza ve kaderlere bağlayacağımız kaç birim zamanımız kaldı? Yüzümüzü doğudan ve doğruluktan yana çevirmişiz. Hem zevale yakınmışız, hem de yeniden doğuşa erebilme muradındaymışız.

Epeyce birikmiş olmalı okuduklarımız. Kendimden biliyorum. Zira yüzüm, gözüm, kulağım, tenim, dilim ve  nefesim ne çok kirlenmiş, ne amansız yaralar almış. Duyularım birlik olmuş, bütün kitapların kapaklarını kapatıp, bildiklerini okumuşlar. Birazını tutabildim zihninde. Birçoğunu, unutulmuş izlenimler mührüyle rafa kaldırdım.

Geçen günden okuduklarım, kalan ömrün hangi bilinmez çilesini eritir? Bilinmez. Bir acıyı dindirir mi? Bir tebessümü çoğaltıp bir hüznü akıtır mı kalbe? Gülü bülbüle uzatıp, bülbülü gülşene salar mı? Aşk yolunun yolcusunu, yolculuğun müptelası kılar mı?

Epeyce mi, birazcık mı? Birikmiş işte okuduklarım. Kiminin yüzünden, kiminin hüznünden. Bazen ezbere, bazen bile bile. Kâh ağacın dalından kâh bir mezar taşından. Yalpalayan dönüşünden belki, yorgun dünyanın…

Okumaya dair özlü sözleri bir kenarda biriktirdim. Çok gezen mi çok okuyan mı bilir bilmecesini zihnimde çevirdim durdum. Bilgeliğin sırlarına ermeye hangisi daha yatkındır diye düşündüm…

Okumanın ilk halini, yalın halini çoğaltmayı istedim. Ben istedikçe isteklerim çoğaldı. Bu kez de isteklerimi okumam gerekti. İşte onu beceremedim. Başımı bir yüz aynasına çevirip gözlerimle yüzleşmeyi deneyebildim. Ki, bu daha bir ızdırap vericiydi. Tam karşıma bir boy aynası yerleştirebildim mi? O büyük cesarete tutunamadım.

Omuz terazisinde hangi kefenin istekleri, sayıca değil ama ağırlıkça baskın gelecek? Kırdım aynanın gerçeğini, bağlamlı gerçeği haykıran gövdesini. Kırılan bir cam sesi asılı kaldı havada. Bir de yansıması. Ve ardından kırılan ben oldum. Kırıldı kolum kanadım.

Cesaretin sözden, okumanın hevesten öte bir şey olduğunu, sanki anladım.

(Devam edecek)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.