Paralel Hukuk

Bu ülkede hukuk var mı?

Aslında epey zamandır bu sorunun cevabı değişmedi. Tabii cevap veren hakkaniyetli ise. Türkiye özelinde “hukuk nedir”, sorusunun cevabını bir vatandaş olarak ben bulamıyorum. Güçlü olan ne derse odur, diyebiliyorum ancak. Bu cevap son yılların Türkiye’si için cuk oturuyor. Güçlüden kastımız, erki elinde bulunduran muktedirler. Tabii bunun ille siyasal iktidar olması da gerekmiyor.

Geniş kitlelerin nazarında hukuk; suç ile ceza arasında örgülenen katı kurallar yumağı. Böyle bir algılayışta beis yok. Yok ama, keşke bu örgülenmede olsun adaleti tesis edebilseydik.

Hukuk, bir “sistem” biçiminde inşa edilmelidir. Adaleti tesis etmek üzere, toplumun her kesiminin (özellikle de yönetim gücünü elinde bulunduranlar ile halkın) ilişkilerini hakkaniyet ölçüleri içerisinde, kapsamlı bir biçimde kuşatan ve adaletin kesintisiz olarak devamını sağlayan bir “sistem” olmalıdır hukuk. Bu sistem tıkır tıkır işlemelidir ki adalete olan inanç eksilmesin, yok olmasın.

Hukukun temel metinleri olan kanunları hazırlayanlar, bunları uygulayanlar, bunlara uyanlar, uyuyormuş gibi yapanlar, uymayanlar, bunları yorumlayanlar, ahkâm kesenler, bunlara dair işlerin görülmesinde rol alan aktörler… Yani milletin vekilleri, hâkimler, savcılar, düz vatandaşlar, akademik nosyon sahipleri, avukatlar, kâtipler, mübaşirler vs. Hukuk sistemine temas etmeyen kimsecikler yok. Herkes bu sistem içerisinde bir rol sahibi.

Hukuk sisteminin var olması kadar önemli olan bir husus da, belirlenen hukuk kurallarının işletilmesi. Bu kurallar işletilmezse, sistem kendini eritir. Bizde yaşanan da bu. İyi kötü bir hukuk sistemimiz var. Kendi sistematiğine göre yürüse, adalet ve hakkaniyet adına duyacağımız şikâyetler çok az olacak. Heyhat, bizim hukuk sistemi, isim boyutuyla bir yerlerde duruyor durmasına da, gücün sahipleri “paralel hukuk” sistemlerini işletmeyi tercih ettiklerinden ötürü, gücün emrinde olan bir hukuk düzeni kurdular. Ve bu düzen bizde tıkır tıkır işliyor.

Aslına bakarsanız hukuk, vatandaştan ziyade devleti ilgilendiren bir kavram. Vatandaş adalet ister, hakkını ister, huzurlu bir ülkede yaşamak ister. Şayet bu meselelere ekstradan kafa yoruyorsa, işte o zaman ağzına almaya başlar hukuk kelimesini. Ağzına aldığında da sadece laf çevirmek için telaffuz eder. Zira hukuk, vatandaşın adalet ve hak namına talep ettiği düzenin sağlanması için devletin kurup işleteceği sistemin adıdır.  Yani hukuk, devletin (ya da yönetimi elinde bulunduran erkin) meselesidir.

Hukuk sistemi içerisindeki her türlü kavram ve aktör devlet tarafından tanımlanmalı ve şekillendirilmelidir. Ben bir vatandaş olarak nelere hakkım olduğunu nelere olmadığını, neyin kabahat olduğunu neyin olmadığını, kimin yargılama yapacağını kimin yapamayacağını bilmek isterim. Şartlar ve aktörler değişse de kuralların ve hakların değişmeyeceğinden emin olmak isterim. Aksi takdirde adına hukuk denilen sisteme güvenemem. Bu sistemin çarkları döndükçe etrafa adalet dağılacağına inanamam. Hukuk sistemi dört dörtlük çalıştırılamayan devlete hukuk devleti denilmesine de güler geçerim.

Özet geçtiğimiz hususlar bağlamında soruyorum o halde: Türkiye Cumhuriyeti Devleti, hali hazırda bir hukuk devleti midir? Yoksa “paralel hukuk” devleti midir? Bu soru ve bunun cevabını önemsememiz gerekiyor. Çünkü hak arama mücadelenizin yöntemini bu soruya verdiğiniz cevap belirleyecek.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.